NEREYE GİDİYORUZ ARKADAŞ?!!
Eskiden "ALTAYLAR, TURAN, ERGENEKON, KIZILELMA" diye bağırıyorlardı...
Sonra da "Düvel-i muazzama dostluğu, İNGİLİZ muhipleri, AMERİKAN mandası, ANADOLU'nun eşkıyadan istihlası" laflarını ediyorlardı...
- "Medeni(!) oluyorduk!.."
Yalnız bir cihet vardı...
- "BATILILAŞMA, bizim için BAYAT bir sorundur...
-"YENİ OSMANLILAR, JÖN TÜRKLER bula bula bu çareyi bulmuşlar!..
- "150 yıldan beri aydını-devleti BATICILIĞA koşulmuşken, ANADOLU HALKI neden direnir?..
- "Binlerce yıllık birikimimizi bilmeden, NEREYE GİDİYORUZ arkadaş?.."
ATATÜRK, BATICI zibidilere soruyor:
Ancak UŞAK TİYNETLİ sefiller; gözü PARA'dan başka şey görmeyen, üç kuruş için bütün MANEVİYAT'ını, MUKADDESAT'ını satılığa çıkartan aşağılık varlıklar, YABANCI'ya ümit bağlayabilir!
O yüzden biz artık, "Amerikalılar bizim kalkınmamıza yardım ediyor, Avrupalılar bizim daha çağdaş daha medeni, daha demokrat, daha insan haklarına saygılı olmamızı istiyor... olalım ki bizi aralarına alsınlar" gibi ifadeleri, beyanları duymaya bile tahammül edemiyoruz!..
Duydukça midemiz bulanıyor!..
Bunu söyleyenlerin suratına kusmak istiyoruz!
Özkan BOSTANCI
Bakış sayısı: 51
Etiketler:
NE BARIŞ'I ARKADAŞ?!!
ATATÜRK'ün DIŞ SİYASET'i önce TÜRKLER'i, sonra MÜSLÜMANLAR'ı, sonra MAZLUM MİLLETLER'i savunan, onlarla yakınlaşmayı amaçlıyan son derece İNSANCIL ve SAMİMİ bir PRENSİPLER kümesidir. ATATÜRK bütün insanları KARDEŞ, AKRABA görür.
Bütün İNSANLIK ona göre bir VÜCUT gibidir. Vücudun bir noktasındaki RAHATSIZLIK bütün VÜCUD'un IZDIRAP çekmesine, ilerde sıkıntıya girmesine sebep olur.
Bu yüzden YURTTA SULH, olması CİHANDA SULH olmasına bağlıdır.
DÜNYA karışıkken TÜRKİYE'nin SULH içinde olması mümkün değildir.
Bunun tersi de doğrudur.
Bütün dünya BARIŞ içinde olsa dahi, eğer TÜRKİYE'de SULH ve SÜKUN yoksa, işe yaramaz!.. ATATÜRK, dünyadaki bütün sıkıntıların, ızdırapların EMPERYALİST ÜLKELER tarafından yaratıldığına inanır...
Bu milletlerin HIRSLI, AÇGÖZLÜ, BENCİL tavırlarının insanlığın büyük kısmını AÇLIK ve BASKI içinde yaşamağa mahkum ettiğini, çok açık bir şekilde dile getirir.
Onlar bu huy ve davranışlardan vazgeçmedikçe, veya YOK edilmedikçe; GERÇEK BARIŞ, DAİMİ BARIŞ asla mümkün değildir.
Yani BARIŞ şarkılarla, türkülerle değil; zenginlerin fakir ve mazlumlara yardım etmesiyle gelir. Bizim EMPERYALİST, KAPİTALİST tabirlerini sık sık kullanmamız, bazılarıda "Bu adam KOMÜNİST" düşüncesine yol açabilir.
HAYIR!.. Biz hiç bir zaman KOMÜNİST olmadığımız gibi, hiç bir BATI İDEOLOJİSİ'ni de benimsemedik.
Hemen hatırlatalım ki, KOMÜNİZM, KAPİTALİZM'e alternatif olarak ortaya çıkmış bir ideolojidir.
İkisi de BATI kökenlidir.
EMPERYALİZM ve SÖMÜRGECİLİK te BATI zihniyetidir.
KAPİTALİZM'in bugünkü adı PAZAR EKONOMİSİ'dir.
SÖMÜRGECİLİK ise YENİ DÜNYA DÜZENİ kisvesine bürünmüş HIRİSTİYANLIK ise DİN VE VİCDAN HÜRRİYETİ kılığına girmiştir. Biz, ATATÜRK gibi bunların hepsini reddederiz.
Biz ATATÜRK gibi TÜRKÇÜ, İSLAMCI ve ŞARKÇI'yız!..
Hangi DİN, DİL ve IRK'tan olursa olsun MAZLUMLAR'dan yanayız.
Bu yüzden de HIRİSTİYAN KAPİTALİST EMPERYALİST SÖMÜRGECİ BATI'nın düşmanı'yız! Bütün bu gerçeğe rağmen, TÜRKİYE olarak nereden SAMİMİ bir BARIŞ teklifi gelse, geri çevirmeyiz.
Her an ızdırap içindeki milletlere yardıma hazırız. Sadece kendi çevremizle değil; bütün DÜNYA MESELELERİ ile yakından ilgileniriz.
Çünkü DÜNYA'nın, ne kadar uzak olursa olsun, herhangi bir köşesindeki bir HUZURSUZLUK, döner dolaşır, bize bulaşır! Ne var ki ATATÜRK, GERÇEK bir BARIŞ'ın hayal olduğunu, DÜNYA yüzünden HIRS, İHTİRAS ve ZULM'ün sona ermiyeceğini de bilir ve o yüzden her an bir savaşa hazır olmayı emreder.
Yani TÜRK İNSANI uyurken bile "piştovu" yastık altında tutmalıdır!.
Sahte BARIŞ teranelerine kanmamalıdır!. ATATÜRK, MUTLAKA BARIŞ demez. "Meselelerin görüşmeler yoluyla" sürüncemede bırakılmasını kabul etmez!
HARP veya SULH... Çözüm için farketmez!.
Hangisi HAYIRLI ise onu tercih edeceğini açıkça belirtir.
Bizim şimdiki salaklar gibi her saldırıya uğradığında papağan misali "barış, barış" diye gevelemez!..
ÖZAL'ın BULGARİSTAN'a yaptığı gibi, "2000 yılında 70 milyon olacağız, o zaman görürsünüz," veya "kodum mu kıçüstü oturturum" tarzında yalancı pehlivanlık ta yapmaz!..
Ama hakkımızı SAVAŞ ile alabilecek isek, bundan da kaçınmaz!.. İşte ATATÜRK'ün YURTTA SULH, CİHANDA SULH prensibinin DIŞ SİYASET'e yansıması, bu anlayış ve prensipler üzerine kurulmuştur. Başka türlü olamaz!
Özkan BOSTANCI
Bakış sayısı: 55
Etiketler:
NEYİN ÖZGÜRLÜĞÜ ARKADAŞ?!!
Bugün insanımızın çoğu PAVLOV'un köpekleri gibi bazı kavramlara şartlanmıştır!..
Onları duydukları zaman ya tüyleri diken diken olur, ya da cıvataları gevşer, mest olur.
Mesela, "aydın"larımıza "yasaklar"dan söz ettiniz mi, hemen nasırına basmış gibi feryat ederler...
Peki kardeşim, "yasaklar" kötü ise, çevreyi kirletenlere nasıl engel olacaksın?..
Yaşadığmıız mekanı gürültüye boğanları nasıl engelliyeceksin?..
Trafiği nasıl düzene sokacaksın?..
Yediğimiz içtiğimize hile karıştıranları dürüstlerden nasıl ayıklıyacaksın?..
Şu çok sözünü ettiğin "temiz" toplumu, "kirliliği yasaklama"dan nasıl sağlıyacaksın?..
Öte yandan aynı kişiye "özgürlük" dediniz mi, mayışır...
Sanki adamın eli kolu bağlıymış, tepesinde eli sopalı biri dikilmiş, ne yapsa darbeyi indiriyormuş gibi; daha fazla "özgürlük" diye yırtınır durur.
Peki, ne istiyorsun kardeşim?..
Bu memlekette banka batırıp, milletin dışınden tırnağından arttırdığını "iç etme" özgürlüğü var!..
Önüne çıkan saf kızları kirletip sonra mahkemeden "delil yetersizliği" bahanesiyle elini kolunu sallıya sallıya çıkma özgürlüğü var!..
Her maçtan sonra Özal efendinin bol keseden sattığı silahları çekip, rastgele ateş ederek 7-8 kişiyi vurma özgürlüğü var!..
"Gece klübü, diskotek" adı altında batakhaneler işletip müşterileri donuna kadar soyma özgürlüğü var!..
Liselerin çevresinde bira satmak "yasak" ama, ilkokul öğrencilerine bile "esrar" satma özgürlüğü var!..
İş bulamıyanlara arsa mafyası, ihale mafyası, kaset mafyası, hatta "sendika" mafyası kurma özgürlüğü var!..
Sahte iflas, vergi ödememe özgürlüğü var!..
Askerden sahte raporla kaçma özgürlüğü var!..
Sahilleri yağmalama, ormanları yoketme özgürlüğü var!..
Ucuzlamasın diye malları denize dökme özgürlüğü var!..
Teröristlerin meclis kürsüsünde oturma özgürlüğü var!..
Dağdaki teröristin devletten maaş alma, oy kullanma özgürlüğü var!..
Atatürk'e küfretme özgürlüğü var!..
Türk Ordusu'na hakaret etme, aşağılama özgürlüğü var!..
Cumhuriyet rejiminin dibine dinamit koyma özgürlüğü var!..
Ekümenlik ilan etme özgürlüğü var!..
Yabancı ülke ajanlarının devletin iç kademelerine kadar ülkede cirit atma özgürlüğü var!..
Hatta dışardan aldığı parayla gazete-dergi çıkartıp, radyo-televizyona çıkıp "ülkeyi bölmek istediğini, asker-polis vurulmasının mubah olduğunu" söyleme özgürlüğü var!..
Ve hatta suç işleyip, arkasından "devlet bana avukat tutsun" deme özgürlüğü var!.
Var oğlu var!..
Ha! Türk'lüğe hakaret mi?!!
O zaten yalama oldu(!).
Bu "özgürlük"lerin hepsinin toptan adı DEMOKRASİ'dir!..
Eh, daha ne istiyorsunuz ALLAH aşkına???
İşte biz bu yanlış yerleşmiş kavramları esas yerine oturtmaya çalışıyoruz...
Biraz durup düşünenler, bize hak vereceklerdir...
Ama çok şartlanmış olanların havlamaktan vazgeçmiyeceklerini de biliyoruz...
Ne demişler?..
İT ÜRÜR, KERVAN YÜRÜR!
Özkan BOSTANCI
Bakış sayısı: 50
Etiketler:


